ARKADAŞ TİYATROSU

<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:0; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610611985 1107304683 0 0 159 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:10.0pt; font-family:"Times New Roman","serif"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-language:HE;} p.MsoBodyText, li.MsoBodyText, div.MsoBodyText {mso-style-noshow:yes; mso-style-unhide:no; mso-style-link:"Textkörper Zchn"; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; text-align:justify; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:10.0pt; font-family:"Times New Roman","serif"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-ansi-language:TR; mso-bidi-language:HE;} p.MsoBlockText, li.MsoBlockText, div.MsoBlockText {mso-style-noshow:yes; mso-style-unhide:no; margin-top:0cm; margin-right:-2.0cm; margin-bottom:0cm; margin-left:-14.2pt; margin-bottom:.0001pt; text-align:justify; line-height:21.0pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:10.0pt; font-family:"Times New Roman","serif"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-ansi-language:TR; mso-bidi-language:HE;} span.TextkrperZchn {mso-style-name:"Textkörper Zchn"; mso-style-noshow:yes; mso-style-unhide:no; mso-style-locked:yes; mso-style-link:Textkörper; mso-ansi-font-size:12.0pt; mso-ansi-language:TR; mso-bidi-language:HE;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:10.0pt; mso-ansi-font-size:10.0pt; mso-bidi-font-size:10.0pt;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 2.0cm 70.85pt; mso-header-margin:36.0pt; mso-footer-margin:36.0pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

İnsanlarımızın 60 lı yılların başlarında Almanya’ya çalışmaya gelirlerken, yanlarında sadece tahta çantaları ve orada edindikleri yaşam alışkanlıkları vardı.

Aradan geçen zaman içerisinde, ekonomik alanlarda önemli başarılar elde edilirken, yani tahta çantalar İmbislere, bakkallara Reisebürolara fabrikalara dönüşürken, yaşam alışkanlıklarında da önemli değişiklikler olmaktaydı. Anadolu insanın birçoğu, gazete ve tiyatroyu ilkkez burada tanıdı.

Tiyatro gelinen ülkenin kültüründe, toplumunda ve alışkanlığında fazla yeri olmadığı için, bu durum burayada haliyle yansıyor. İçeriği boşaltılarak televizyonlarda şova dönüştürülen tiyatro, ve yıllardan beri aynı şehirde yaşayan özellikle birinci kuşaktaki insanların, bırakın tiyatroya gitmeyi, tiyatronun nerede olduğunu bile bilmediği bir dönemde; tiyatro yapmaya çalışan Arkadaş Tiyatrosunu kısıtlı bir süre içerisinde sizlere tanıtmaya çalışaçağız.

1997’ye kadar, büroları ve oyunlarını prova edecek bir yeri olan, ve 1997 ‘in kasım ayından beri Köln-Ehrenfeld’de kendine ait tiyatro sahnesi olan Arkadaş Tiyatrosu, Almanya’da Anadolu kültürünü yansıtan ilk profesyonel tiyatrodur.

1986 yılında Aziz Nesin’in ‘Demokrasi Gemisi’ ile sahneye çıkan, hiçbir kuruluş ve derneğe bağlı olmayan ve kadrosunda Türkiye’li oyuncuların yanısıra çeşitli uluslardan da oyuncuları bulunduran Arkadaş Tiyatrosu özgür ve aynı zamanda da bir göçmen tiyatrosudur.

80 li yılların başlarında, Berlin Schaubühne’de, Türkiye’den gelen tiyatro oyuncularıyla yapılan tiyatro çalışmalarının başarısızlığı, değişik siyasi derneklerin düzenlemiş oldukları gecelerdeki çeşitli tiyatro etkinliklerinin, geceyi düzenleyen siyasi derneğin politikasına göre seçilmesinden, ve belkide enönemlisi avrupalıların bilinen türk kültürü üzerine düşünceleriydi. Tiyatronun kurucularından Necati Şahin: “ İşte yok kültürümüzü şöyle biliyorlar böyle biliyorlar. Bunların yetmeyeceğini halende ben aynı görüşteyim. Birşeyleri eleştirmenin yeterli olmadığına alternatif sunmak gerekir o düşünceyle böyle bir tiyatro çalışmasına başladık..” Arkadaş Tiyatrosunun aynı zamanda çok tanınmış bir kabera grubu var. Putzfrauen-Kabarett adlı bu grup, yılda 100 ayrı alman şehrinde, 100 den fazla oyun sahneleyerek, AT ‘nun yabancıların kendilerine yönelik oyunlar oynadığı bir tiyatro olduğu önyargısını ortadan kaldırıyor.

AT’da oynayan ouyuncuların bazıları ya Türkiye’de yada burada tiyatroda oynamış veya tiyatroyla uğraşmıs insanlardan oluşurken, Şahin:”ama ana kaynağımızı kendimiz yaratıyoruz. Burada gençlerle yaptığımız tiyatro kurslarından kadroyu devamlı ordan tamamlıyoruz. Arkadaş Tiyatrosu Almanyada aynı zamanda bir tiyatro okulu.”

1986 yılında Şahin ve arkadaşları tarafından kurulan, diğer özel tiyatrolar gibi ciddi ekonomik sorunları olan AT, şimdiye kadar, büyüklere ve küçüklere yönelik çeşitli oyunlar sahneledi. Zamanla kendine bir çizgi aramaya başlayan AT, kimi, nasıl, hangi dilde ve hangi seyirciye oynayacağı düşüncesi oluştu. Yaşanılan ülkenin şartlarından dolayı, oyunların iki dilde oynanması gerektiği ağır bastı.

Şahine göre, Bağlama’yı Köln Flarmoni’sine sokan AT’su aynı zamanda Türkiye’lilere, Köln’deki Schauspielhaus’u, Flarmoni’yi tanıttı.

Birinci kuşaktakiler genellikle Anadolu kokan oyunlara geldikleri için, bu oyunlar onları oldukca çok etkiliyor. Örneğin ‘Der Gast’ adlı oyun, Anadolu’daki bir yarenlik olayını anlatırken, aslında bu insanların yaşamlarından bir kesit anlatmış oluyor. Şahin, tiyatroya ilk kez gelen bu insanları gözlemlediğini belirterek: ”Etkilenmemesi elden değil değişik bir atmosfer, değişik bir dünya, başka bir şey.” Derken, oyun sırasında yüksek sesle yorum yapan bu insanların, birkaç oyunu izledikten sonra, artık tiyatroda nasıl davranılacağını öğrendiklerini, ekliyor.

AT içinden çıkıp geldiği toplumun kültürünü, tiyatro aracılığıyla içinde yaşanılan topluma tanıtmaya çalışarak, iki kültür arasında bir köprü görevi yapıyor.

Onlar oyunları aracılığıyla burada yaşayan ikinci üçüncü kuşağa geldikleri toplumun kültürünü, almanlara ise başka bir kültürü tanıtıyorlar. ‘Yunus Diye Göründüm’ adlı oyunla 700 yıl önceki Anadolu ve o dönemde yaşayan ‘Yunus’ anlatılarak, buradaki kuşakların kendi kültürel geçmişleri hakkında bilgi edinmelerini sağlanırken, aynı zamanda almanlara, birlikte yaşadıkları insanların bu kültürel geçmişi sunularak, az da olsa iki toplumun yakınlaşması sağlanıyor. ‘Barfuss Nackt Herz in der Hand’ adlı oyunla Solingen olayı başka bir gözle hem Türkiye’lilere hemde almanlara anlatılıyor. ‘Der Gast’ adlı oyunla, ikinci üçüncü kuşağa, babalarının Anadolu’daki yaşamı gösterilmeye çalışılıyor. Putzfrauen-Kabarett ise, her yerde karşılaştığımız temizlikci kadınların (alman-türk-yugoslav diye ayırmadan) yaşamlarını bize oyunlarıyla anlatmaya çalışıyor.

Kısaca bugün burada yaşayan binlerce kişi AT aracılığıyla tiyatroyla tanışmıştır. Oyuncu Faysal İlhan: ”Bizim insanlarımız 30 yıl sonra ‘ah tiyatro buymuş!’ dedirttik.” diyor. Bu çok önemli. AT sadece tiyatro yapmıyor aynı zamanda tiyatroyuda tanıtıyor.

Yorum Yaz